24 OCAK KARARLARI... ÜRETMEDEN TÜKETEN TÜRKİYE...


Bu makale 2018-01-24 14:28:31 eklenmiş ve 182 kez görüntülenmiştir.
Bekir Sıtkı Özer

24 OCAK KARARLARI...

ÜRETMEDEN TÜKETEN TÜRKİYE...

 

80'yılında siyasi tarihimize "24 OCAK KARARLARI" olarak geçen ekonomik düzenlemelerin üzerinden 38 yıl geçti.

Bu kararlar 1979 yılında iktidar olan, Adalet Partisi hükümeti döneminde IMF'ce hazırlanan "istikrar proğramı paketi" Süleyman Demirel başkanlığında kurulan hükümete kabul ettirilerek onaylandı. Bu pakette ki en önemli bölüm özelleştirme konusuydu. Ancak sendikaların etkin olduğu böyle bir dönemde ,bu kararları uygulamak mümkün değildi. Öyle de oldu. 12 EylülAskeri Darbesinden sonra, ancak uygulamaya konuldu.Çünkü askeri darbeyle sendikalar sindirilmiş,siyasi partiler kapatılmış,toplum susturulmuştu.

1983 Genel seçimlerinde iktidara gelen Turgut Özal'ın ANAVATAN PARTİSİ döneminde özelleştirmeler başladı.

Özelleştirmeyi öylesine allayıp pullayıp sundular ki, herkes özelleştirme konusunda uzman kesildi.

Ne dediler.? Neler söylediler?

. Özelleştirmeler,devletten alıp halka vermektir.

. Özelleştirmeler,demokratikleşme getirir.

. Özelleştirmeler, servetin geniş kitlere dağılımı sağlar.

. Özelleştirmeler, bireysel girişim ruhunu canlandırır.

. Özelleştirmeler, bütçeyi ve toplumu KİT zararlarından kurtarır.

. Özelleştirmeler, mal ve hizmetlerde kalite,ucuzluk ve şeffaflık getirecektir.

. Özelleştirmeler, verimlilik ve yeni iş alanları yaratacaktır.

. Özelleştirmeler, yolsuzlukları önlemenin yoludur.

Bu ve benzeri iddialar her gün görsel ve yazılı basınımızdan sloganlar şeklinde yükseliyordu.Halkımızın bilinç altına bu savlar işleniyordu. Özelleştirmenin ciddiyetle ve ulusal çıkarlar gözetilerek yapılması,stratejik kurumların özelleştirme dışı bırakılması şeklindeki görüşlerin topluma duyurulmaması için her yol kullanılıyordu.

DYP-SHP koalisyon hükümeti döneminde,özelleştirme yeniden ve hızla ülke gündemine taşındı.

O sıralar DİSK-GIDA-İŞ Sendikası Adana Bölge Temsilcisi görevinde bulunuyordum.14 Ekim1993 tarihinde yaptığım basın toplantısında: "Özelleştirme yerine,başka formüller uygulanmasını öneriyor, KİT'lerin "ÖZERKLEŞTİRİLME'sinin" gerektiğini, bu şekliyle yapılan özelleştirmelerin mantık dışı olduğunu belirtiyordum."

Zaman bizim gibi düşünenleri haklı çıkardı. Ancak çok zor koşullarda yapılan Cumhuriyetin birikimi KİT'ler tek tek yok pahasına elden çıkarılmaya başlandı.

2002-2017 AKP İktidarları döneminde ise, özelleştirmeler zirve yaptı. Sıcak para bulma,borç ödeme kaygısıyla; yağma ve talana dönüştürüldü.Yandaşlara peşkeş çekildi. Her ağızlarını açtıklarında; "MİLLİ ve YERLİ" sözünü sürekli kullananlar, "MİLLİ ve YERLİ" ne varsa yok etti...

Üstelik bu satışlardan kamunun çok ciddi zararlara uğratıldığı sayıştay raporlarında tek tek tesbit edildi...

Sonuç olarak; devletin ekonomi üzerinde azalan etkisi,ulusal devletin güçsüzleşmesine, bağımsızlığın ve egemenliğin yitirilmesine yol açar. Yabancı sermaye ekonomiyi bütünüyle ele geçirince de, ulus devlet zayıflar,ülke sömürge durumuna getirilir.

Eski BM Genel Sekreteri Butros Gali'nin,1998 yılında IMF reçetelerinin en önemli isteklerinden biri olan özelleştirmeler hakkında söyledikleri bir gerçeğin altını çizmektedir. "Yeterli altyapıya sahip olmayan az gelişmiş ülkelerin özelleştirmeden herhangi bir yarar sağlamaları mümkün değildir. Bu unsurların yeterince gelişmemiş olduğu toplumlarda "piyasa ekonomisi" kısa bir sürede bir "soygun düzenine" dönüşmektedir."

Ekonomik sistemde, kamu yararının gözardı edilmesi; üretim yerine, ranta ve vurguna dayalı yöntemi geçerli kılar. Sonuçta işsizlik artar,çalışanların örgütlülüğü zayıflar,sendikalar işlevsiz duruma gelir.Yoksulluk, açlık artarak yaşam koşulları ağırlaşır.Emperyal devletlerle işbirliği yapan yönetici sınıfın baskıları, halkı sindirmek için artar,demokraside sözde kalır.

Anladınız mı; adım adım nasıl tuzağa düşürüldüğümüzü ve halkın nasıl kandırıldığını?

Anladınız mı; İç ve dış borç sarmalına düşürülen, üretmeyen, tüketen Türkiye'nin nasıl bir batağa saplandığını?

Biraz tarih bilenler sonucun ne olduğunu da iyi bilirler. Her fırsatta Osmanlıyı gündeme getirenlerin bunu çok daha iyi anlaması gerekir. Ancak onlarda bu yaşananları anlayacak kapasiteye sahip olmamaları nedeniyle; Türkiye bir bilinmeyene doğru hızla sürüklenmektedir.

Ana muhalefet partisi CHP'de ne yazık ki; tüm bu yaşanan olumsuz süreçten dersler çıkarıp, halkımıza yeni bir ekonomik modeli sunamadı. Üstelik zaman zaman KEMAL DERVİŞ politikalarını savundu...

Kendi beceriksizliklerini sürekli "dış güçlere" yükleyen mantık, bu kaotik ortamdan  Türkiye'yi çıkarmaları mümkün değildir... 

Ne yazık ki bir "MUSTAFA KEMAL ATATÜRK" daha gelmeyecektir...

 

NOT: 24 Ocak kararlarını her ortamda eleştiren,yiğit gazeteci UĞUR MUMCU'yu katledilişinin 25. yılında saygı,sevgi ve rahmetle anıyorum...

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...

Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket
Bir Adim Group Haber Yazılımını Nasıl Buldunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü

© Copyright 2017 Yaygın Medya. Tüm hakları saklıdır. Bu yazılım Www.BirAdımGroup.com Turan KAYĞUSUZ Tarafından Editlenmiştir.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi