
Büyük bir fırsat kaçırdım…
Dünden beri gözüme uyku girmedi…
Kaçırdığım bu fırsattan dolayı, Başta Cumhuriyet Halk Partililer olmak üzere, Muharrem İnce’yi dinlemeye gelmiş olan hemşerilerimden özür diliyorum.
Ama kaçırılmış her fırsat bir tecrübedir. Bir daha aynı hatayı yapmam.
Şimdi pişmanlığımın itirafına geleyim:
Uğur Mumcu Meydanı’na geldiğim zaman, aydınlık yüzlü insanlar yavaş yavaş toplanıyordu. İnsanlardan evvel, Çukurova ve Seyhan belediyelerinin afişleri gelmişti.
Çukurova Belediyesi’nin afişlerine bakınca “Eyvah” dedim kendi kendime, “Artık alınacak hiçbir birincilik kalmamış. Hepsini Çukurova Belediyesi almış.”
Seyhan Belediyesi’nin afişlerini görünce de: “Uzaydan bakıldığında, Çin Seddi ile beraber hizmetleri görülen tek belediye” olduğunu anladım.
Hani Jet Sosyetedeki Talip’in Annesi gibi ben sormuyorum:
Bu birincilikleri size kim verdi? Birincilikleri Padişah ulufesi gibi dağıtanlar kimler ve necidir demiyorum? Ne yaptınız da, hizmetleriniz uzaydan bile görünür şekilde demiyorum? Ben demem, ben sade kendi halinde bir yurttaşım.
Belediyem neylerse güzel eyler.
Evet, efendim…
Ben belediyelerin bu denli hizmet ve büyüklüklerini görünce, “vaziyet berkemal” dedim ve son günlerde saygı ve dikkatle izlediğim Muharrem İnce’yi dinlemek için bir yer aradım.
Sağa gittim güneş… Sola gittim güneş… Sağım solum sobe olmuş ben gölgelik bulamıyorum.
Kafama güneş geçecek – Ne de olsa gençlik geride kaldı – bir tane şapka bulamadım.
Orta doğu ve balkanların en birinci birincisi belediye ile uzaydan gözlenecek kadar muhteşem hizmet yapmış belediyeler kendi reklamlarını yapacağım diye bu gariban benim gibi adamlar için gölgelik bir şemsiye koymamışlar.
Bir nolu pişmanlığım: Keşke birkaç şemsiye getirseydim. Hiç olmazsa birkaç hemşerimi mutlu ederdim.
Devam ediyorum. Yanımda bulunan yaşlı bir adam susamış olacak ki, orada su satandan bir bardak su aldı.
“kaç lira evladım?”
“1.5 Lira amca?”
“Ne?” diye korktu zavallı adam. Hemen suyu bıraktı. Söylenmeye başladı: “Behey vicdansızlar, bir bardak su, 1.5 lira olur mu?”
İkinci pişmanlığım: Ben, bu 1.5 lira (Yazı ile 150 Kuruş, eski para bir buçuk milyonlira)’ya satılan suyun 60 tanesini 5 liraya satın alıyorum.
Belediyeler reklam ve uzaydan görülen hizmetlerden fırsat bulamayıp bu müthiş maliyeti karşılayamadığı için bir yurttaş olarak keşke kendim su dağıtsaydım.
Hiç olmazsa azıcık dua alırdım.
Bunları ben demiyorum ha!
Ben demem… Ben kendi halinde sade bir yurttaşım… Hani oraya gelenler:
“Yazıklar olsun belediyeye, Muharrem İnce gibi bir değerli adam gelmiş, ona kendini anlatacaklarına hemşerilerine su dağıtsalardı olmaz mıydı?”
Ben demem… Ben neden diyeyim ki, Ben neyim ki?
|
|