
KAYIPLAR VE ÖLÜLER
Seyfi Noyan Oğulata’ya…
Bazı insanlar ölür, ama bazı insanları kaybederiz.
Ölen insan, bu dünyadaki görevlerini yapmış ve öteki dünyaya yolcu edilmiştir.
Doğmuştur, yaşamıştır ve ölmüştür.
Yeri gelir de hatırladığınız zaman, yüreğinizden ince bir sızının hüznü geçer…
Sonra hayat devem eder.
Ama kaybettiğiniz insan öyle değildir.
Geçen hafta sonu evden çıktım. O gün her hangi bir programım yoktu.
Hiç önemli değil…
Böyle durumlarda, birkaç tane arkadaşım var. Onları arar ve onlara göre günü nasıl geçireceğimi saptarım. Bu arkadaşların başında “Seyfi” gelir. (Başkaları için, Hoca Seyfi Oğulata, Endüstri Mühendisliği Bölüm Başkan yrd. olmak üzere çok sıfatları olabilir. Ama benim için sadece Seyfi’dir.)
Dostluğumuz aramızda hiç bir sıfatın yaşamasına izin vermedi.
Onu aramak için telefonumu çıkardım…
Ve o an Seyfi’yi kaybettiğim gerçeğiyle tekrar yüzleştim.
Seyfi benim için ölmüş olsaydı, asla onu her zaman aramak aklıma gelmezdi.
Kaybetmek böyle bir şey…
O sizin için hep vardır.
Bu, bilmek ile yüzleşmek arasındaki farkı da gösteriyor.
Bir insanı kaybettiğinizi bilirsiniz, ama o kayıpla yüzleşmek katlanılması daha ağır ıstıraplar verir.
Ne diyorduk: Kayıplar ve ölüler…
Hayatınızda bu güne kadar ölüleri sayamazsınız…
Ama kaybettikleriniz bir elin parmakları kadardır.
Nur içinde yat, huzur içinde uyu Seyfi;
Toprağın bol, mekânın cennet olsun.
|
|