
ADANA YOLLARINDA
“ŞİKİ ŞİKİ BABA”
Şu Adana; taşına toprağına kurban olayım…
Sıcağına, tozuna, çukuruna…
Bitmeyen yol inşaatlarına,
Ömrümüzden uzun süren alt üst tamiratlarına…
Kurban olam Adana
Beni sana kurban edene…
Adam elinde poşet, Mustafa Kemal Bulvarı’ndan Valiliğe doğru yürümeye çalışıyor.
Kah batarak, kah çıkarak…
Dedeleri bile küffarı Adana’dan kovarken bu kadar yalpalamadı.
Sıcakta ter içinde kalmış:
“Hayrola emmi nereye gidiyorsun böyle canını dişine takarak ?”
“Belediye parasızlıktan bu yolu yarım bırakmış oğul. Ama olsun, konser düzenlemiş, çengi varmış oraya gidiyorum…”
“Eh yolun açık olsun emmi!”
Sağol! Sağol oğul sen de gel… Başka türlü aşılmaz bu engel…”
“Bu yaşta ne şarkısı dinleyeceksin emmi ?”
“Şiki, Şiki Baba’yı dinleyeceğim oğul..”
Kurban olayım, Adanalının hoşgörüsüne, sabrına…
Belediyelerin de sabrına kurban…
*
Biliyorsunuz ama yine de anlatayım:
Adamın kafasında üç tel saç var. Berbere gitmiş ve: “Birini sağa, birini sola birini de öne doğru tara” talimat vermiş. Berber, müşterinin dediği gibi yapacakken, telin biri kopmuş. Müşteri birazcık sinirlenerek:
“Tamam! Tamam! Şimdi birini sağa birini de sola doğru tara.”
Berber nasıl yaptıysa saç telinin biri daha düşmüş. Bu kez müşteri tam sinirlenmiş:
“Bırak! Dağınık kalsın”
Zaten Adana’da en fazla üç geçit var. Biri yarım bırakılmış inşaat yüzünden kapandı. Tamam… Diğeri de seçim zamanı olduğu için mitinglerden kapandı. O da tamam…
Allah aşkına bırakın yolları dağınık kalsın.
Hep birlikte şarkı dinlemeye gidelim:
“şiki şiki baba / hayni hayni yaba / helik melik duni / gel fakiri yaba
“gözlerinin uğruna / ben canımı adadım / senden başka kimseye / inan aşık olmadım
“gel de söyle aşkını / sorma sakın yaşımı / ne olursun sevgilim / darda koyma başımı
“şiki şiki baba / hayni hayni yaba / helik melik duni / gel fakiri yaba…”
|
|