KURBANLIK KOYUNUN GÜNLÜĞÜ...


Bu makale 2026-05-21 10:05:50 eklenmiş ve 43 kez görüntülenmiştir.
Sedat MEMİLİ

Dağlardan Şehre… Anladım ki koyunluk benimsenince mutsuz olunmuyor, kaygı duyulmuyor…

1.Gün

Bugün çok mutluyum…

Sülalece adına şehir denilen yere geldik.

Büyüklerim, bu yolculuğun olacağını söylüyorlardı. Çok heyecanlıydım.

Kardeşlerim ve bütün kuzenlerim ile birlikte bir kamyona doluştuk.

Sevinçten meleşiyorduk; Annem, tüylerimi yaladı: “Gittiğin yerde uslu dur” diye tembihledi.

Babam; “Dağda bayırda oynaşıp duruyordunuz. Şehirde dağılmayın, hepiniz aynı yerde durun. Sizi toparlayan kangal amcanızda yanınızda olmayacak. Kaybolursunuz” dedi.

Doğduğumdan beri ilk defa kamyona biniyordum.

Ve ilk defa, her gün otlandığım çayırdan ayrıldım.

Başta yolculuğu çok sevmiştim. Kalbim tık tık atıyor; tüylerim pır pır uçuşuyordu.

Şehri ve oradaki insanları çok merak ediyordum.

Karanlık çökünce acıktım.

Daha ilk günden ağılımı ve üzerinde serilerek yattığım samanlığı özledim.

*

  1. Gün

Sabah kamyonun kapakları açıldı.

Her yerin koyun, keçi, dana dolu olduğu bir meydanda bulduk kendimizi.

“Burası Neresi?” diye hepimiz birbirine soruyorduk.

Oysa hepimiz hayatımızda ilk kez böyle bir yeri görüyorduk. Koyunluk işte; o an bunu unuttuk)

İki adam bizi kamyondan indirdi. O geniş alanda tel örgü ile çevrilmiş alanlar vardı. Biz hangisine gidecektik? Bunu bilmiyorduk ama “Nasılsa çobanımız bizi yönlendirir” düşüncesindeydik.

Maalesef ne çobanı ne de kangal dostumuzu göremedik.

Hayatımda bu kadar koyunu ve insanı bir arada görmedim.

Hayatımda ilk kez kendimi böylesine yalnız hissettim.

Bize ayrılmış olan tel örgü içerisine yerleştik.

Önümüze kuru ot koydular. Bir leğen içerisinde de su vardı.

Babamı soru yağmuruna tuttum:

“Baba, bu şehrin çayırları yok mu?

Pınarları bir leğene sığacak boyutta mı?”

“Ben de yeni gördüm” dedi babam. “Demek ki şehirler, geniş çayırları olmayan ve ırmakları bir leğene sığan yerlerdir belki de…” Sonra durdu, düşündü…

“Köyümüze geri döndüğümüzde çobana sorarız o bilir” dedi.

“Peki baba, bu adamlar kim? Çobanımız nerede?”

“Bunlar, şehrin çobanları. Bizi şehirde misafir edecek olanlar” dedi.

“Bunlarsız olamaz mıyız?”

“Oğlum asileşme! Biz koyunuz. Çobansız yolumuzu bulamayız…”

“Baba öğreniriz…”

“Sus! Sen koyun oldukça güdülmek senin kaderindir.”

Babama baktım, benden rahat ve benden daha mutlu görünüyordu.

O an fark ettim ki, koyunluğu kabul edince mutsuz olunmuyor ve kaygı duyulmuyor.

Meydan kalabalık oldu. Hiç tanımadığım, adamlar, kadın ve çocuklar dolaşmaya başladı. Adamlar, karnımı, boynumu kontrol ederken kadınlar sevgiyle: “Ah Canım! Ne kadar da güzel” diyerek tüylerimi okşuyorlardı.

Hele çocuklar… hele çocuklar…

“Baba! Baba bu!” diye bazı koyun veya keçileri gösteriyorlardı.

Çok güzel anlardı… Sıkıntımı unuttum.

Bir de bayramdan söz edildiğini duydum;

Bayramın ne olduğunu henüz öğrenemedim.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...

Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket
Bir Adim Group Haber Yazılımını Nasıl Buldunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü

© Copyright 2017 Yaygın Medya. Tüm hakları saklıdır. Bu yazılım Www.BirAdımGroup.com Turan KAYĞUSUZ Tarafından Editlenmiştir.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi